Sanat

Sahneden Beyaz Perdeye: Cumhuriyet Dönemi Türk Sineması ve Tiyatro

12.01.2026
Belinay İpek
4 dakika okuma süresi
cumhuriyet-donemi-sinemasi-ve-tiyatro

Cumhuriyet’in ilanı sadece siyasi bir rejim değişikliği değil, aynı zamanda kültürel bir devrimdi. 1923’te genç Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, sanatın her dalı bu yeni kimliği inşa etmek için bir araç haline geldi. Ancak bu dönemde sinemanın durumu, diğer sanat dallarından biraz daha farklı ve sancılıydı. Çünkü Türk sineması, uzun yıllar boyunca "Tiyatro"nun gölgesinde, hatta onun bir uzantısı olarak varlık gösterdi.

Tiyatrocular Dönemi: Sinemanın Emeklediği Yıllar

Türk sinema tarihini incelediğimizde karşımıza çıkan ilk ve en baskın dönem, 1923’ten 1939’a kadar süren "Tiyatrocular Dönemi"dir. Bu döneme adını veren olay, sinemanın tamamen tiyatro kökenli sanatçıların, özellikle de Muhsin Ertuğrul’un tekelinde olmasıdır.

O yıllarda kamera arkasına geçen yönetmenler, senaryo yazanlar ve kamera önündeki oyuncuların neredeyse tamamı Darülbedayi (bugünkü Şehir Tiyatroları) kökenliydi. Bu durum, sinemanın kendine has dilini bulmasını geciktirse de, kurumsal bir yapı kazanmasını sağladı.

Sahne ve Perde Benzerliği

Cumhuriyetin ilk çeyreğinde bir sinema filmine gittiğinizde, aslında "filme çekilmiş bir tiyatro oyunu" izliyordunuz. İki sanat dalı arasındaki benzerlikler şaşırtıcı derecedeydi:

  • Oyunculuk Tarzı: Oyuncular, beyaz perdede olduklarını unutup sahnede oynar gibi abartılı jest ve mimikler kullanıyorlardı. Tiyatroda en arka sıradaki seyirciye sesini duyurmak veya duyguyu geçirmek için yapılan "büyük oyunculuk", yakın plan çekim yapan kamerada yapay duruyordu.
  • Mekan Kullanımı: Filmler genellikle kapalı mekanlarda, tiyatro dekorunu andıran setlerde çekiliyordu. Kamera sabitti; tıpkı bir tiyatro izleyicisi gibi olaylara tek bir açıdan bakıyordu.
  • Senaryolar: Sinema filmlerinin senaryoları özgün değildi; çoğu zaman popüler tiyatro oyunları veya operetler (örneğin Lüküs Hayat) aynen perdeye aktarılıyordu.
  • Dil ve Diksiyon: Tiyatrodaki o ağdalı, son derece düzgün ve edebi İstanbul Türkçesi, sinemanın da resmi diliydi. Halkın doğal konuşma dili sinemaya henüz girmemişti.

Ayrışma Noktaları ve Farklılıklar

Her ne kadar sinema tiyatronun bir kopyası gibi dursa da, teknolojik ve yapısal olarak bazı temel farklılıklar mevcuttu ve bu farklar zamanla sinemanın özgürleşmesini sağladı:

  1. Kalıcılık ve Belge Niteliği: Tiyatro "an"lıktı, perde kapandığında oyun biterdi. Ancak sinema, Cumhuriyet devrimlerini, kılık kıyafet değişimini ve şehirlerin dönüşümünü (örneğin Ankara Postası) belgeleyebiliyordu.
  2. Kurgu İmkanı: Tiyatroda zaman ve mekan akışı doğrusalken, sinema kurgu (montaj) sayesinde zamanda atlamalar yapabiliyordu. İlk dönemlerde bu çok ilkel kullanılsa da, tiyatronun sahip olmadığı bir büyüydü.
  3. Ulaşılabilirlik: Tiyatro büyük şehirlerdeki elit bir zümreye hitap ederken, film makaraları Anadolu'nun en ücra köşelerine taşınabiliyor, Cumhuriyet'in mesajlarını halka ulaştırabiliyordu.


Tiyatrodan Kopuş: Sinemacılar Dönemi

1940'ların sonuna gelindiğinde, tiyatronun sinema üzerindeki hakimiyeti sorgulanmaya başlandı. Sinemanın sadece "hareketli resimler" veya "kaydedilmiş tiyatro" olmadığı anlaşılmaya başlandı.

Özellikle Ömer Lütfi Akad'ın 1952 yapımı "Kanun Namına" filmi, bu kopuşun simgesi sayılır. Kamera artık tiyatro dekorundan çıkıp sokağa inmiş, İstanbul’un gerçek sokaklarını, gerçek insanlarını ve hareketli kamerayı kullanmaya başlamıştır. Oyuncular artık "tirad atmıyor", kameranın doğasına uygun, daha sade bir oyunculuk sergiliyorlardı.

Cumhuriyet dönemi Türk sineması, tiyatronun kucağında büyüyen bir çocuk gibiydi. İlk adımlarını atarken tiyatronun kurallarını, oyuncularını ve disiplinini kullandı. Bu "Tiyatrocular Dönemi", sinemamızın teknik altyapısını kurması açısından hayati bir önem taşısa da, sinemanın kendi görsel dilini (sinematografisini) oluşturmasını bir miktar geciktirdi.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, Muhsin Ertuğrul ve arkadaşlarının çabalarını, Türk sinemasının temeli olarak görüyoruz. Onlar sahne tozunu beyaz perde ışığına katarak, bugünkü güçlü Türk sinemasının yolunu açtılar.

Belinay İpek

Dramaturg

İlginizi
çekebilir

cumhuriyet-donemi-sinemasi-ve-tiyatro
Sanat12.01.2026

Sahneden Beyaz Perdeye: Cumhuriyet Dönemi Türk Sineması ve Tiyatro

DEVAMINI OKU →